Eksamen: FSP6362 / PSP5930 | Semester: Vår 2025 | Varighet: 4 timer
Vekting: Lesing ca. 35 % | Skriving ca. 65 %
| Ordtak | Forklaring | Norsk betydning |
|---|---|---|
| 1. Gülme komşuna, gelir başına. | Alt. 6: Birisinin yaşadığı kötü bir olayı alay konusu yaparsan aynı şeyi sen de yaşayabilirsin. | Le ikke av naboen din, det kan skje deg også. |
| 2. Hamama giren terler. | Alt. 2: Bir işe girişen kişi o işin zorluklarına da katlanmalıdır. | Den som går inn i badet, svetter. (Den som starter noe, må tåle vanskelighetene.) |
| 3. İki dinle, bir söyle. | Alt. 4: Çok konuşmak yerine az söz söyleyip karşındakini daha fazla dinlemelisin. | Lytt to ganger, snakk én gang. (Lytt mer enn du snakker.) |
| 4. İki karpuz bir koltuğa sığmaz. | Alt. 3: İnsan birçok önemli işi aynı anda yürütemez. | To vannmeloner får ikke plass under én arm. (Man kan ikke gjøre for mange ting samtidig.) |
| 5. Emek olmadan (emeksiz) yemek olmaz. | Alt. 1: Bir işten kazanç elde etmek çalışmadan olmaz. | Uten innsats, ingen mat. (Man kan ikke tjene uten å jobbe.) |
| 6. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. | Alt. 7: Bir işi beraber yapmak yalnız yapmaktan daha iyidir. | Én hånd har ingenting, to hender har lyd. (Samarbeid er bedre enn å jobbe alene.) |
| 7. Et tırnaktan ayrılmaz. | Alt. 5: Birbirine yakını olan insanlar aralarında problem yaşasalarda birbirlerinden kopamazlar. | Kjøtt kan ikke skilles fra neglen. (Nære mennesker kan ikke skilles, selv om de har problemer.) |
| Spørsmål | Svar | Forklaring |
|---|---|---|
| Hvem liker fysisk aktivitet? | Nora | «Spor benim için çok önemli» – Sport er veldig viktig for henne. Fotball, trening og svømming. |
| Hvem driver ikke med skolearbeid på fritiden? | Oskar | «Okul ödevi bile yapmam» – Jeg gjør ikke engang lekser. |
| Hvem øver seg på sitt fremtidige yrke? | Selma | «İlerde veteriner olmak istiyorum … gönüllü olarak … hayvan kliniğinde çalışıyorum» – Vil bli veterinær og jobber frivillig på dyreklinikk. |
| Hvem har ansvar for middag en dag i uken? | Oskar | «Salı günleri yemeği ben yaparım» – Tirsdager lager jeg mat. |
| Hvem får ikke gode resultater i et fag? | Selma | «Maalesef aldığım notlar şu anda kötü» – Dessverre er karakterene mine dårlige nå (i matte). |
| Hvem får ikke tid til fritidsaktivitet pga. skolearbeid? | Nora | «Bunların hepsine okul ödevlerinin çokluğu yüzünden zamanım olmuyor» – Hun har ikke tid til kulturelle aktiviteter pga. mye skolearbeid. |
| Hvem planlegger helgen tidligere i uken? | Oskar | «Perşembe günüyse gider hafta sonu için alışveriş yaparım» – Torsdager handler han for helgen. |
| Hvem er mest sliten? | Oskar | «Okul günleri benim için yorucu geçer. Bu yüzden öğleden sonraları hiç bir şey yapmam.» – Skoledagene er slitsomme, derfor gjør han ingenting om ettermiddagen. |
| # | Påstand | Svar | Forklaring |
|---|---|---|---|
| 1 | Jeg var et barn som trodde jeg ikke ville klare å bli glad i å lese bøker. | Sant | «Ben kitap okumayı sevemediğini sanan bir çocuktum» – Jeg var et barn som trodde jeg ikke kunne elske å lese. |
| 2 | I begynnelsen likte jeg fysiske aktiviteter bedre enn å lese bøker. | Sant | «Denize girmek, bahçede oyun oynamak, bisikletle kaybolmak …» – Svømme, leke i hagen, sykle – alt var bedre enn å lese. |
| 3 | Selv om jeg ikke var glad i å lese bøker selv, skjønte jeg helt fra begynnelsen av hvorfor søstrene mine klarte å lese med leseglede. | Usant | «Nasıl böyle olabildiklerini hiç anlamaz …» – Hun forsto aldri hvordan de klarte det. |
| 4 | Jeg misunte søstrene mine fordi de var glad i å lese bøker. | Sant | «… yine de alttan alta imrenirdim onlara» – Hun misunte/beundret dem i hemmelighet. |
| 5 | Jeg ble glad da en av søstrene mine ga meg en tykk bok en dag. | Usant | «Çok kalındı. Duraksadığımı görünce …» – Boken var tykk, og hun nølte/ble usikker da hun fikk den. |
| 6 | Den tykke boken jeg fikk av søsteren min, ble en døråpner til leseglede. | Sant | «O, benim "büyülü kitabım" oldu» og «dev kapılardan birini ilk kez araladığımı anlıyorum» – Boken ble hennes «magiske bok» og åpnet en stor dør. |
| 7 | I dag husker jeg både forfatteren av og tittelen på den første boken jeg leste med glede. | Usant | «Bugün ne yazarını ne adını hatırlıyorum» – I dag husker hun verken forfatteren eller tittelen. |
| 8 | Bøker er noe annet enn vannet som renner i skog og fjell. | Usant | «Kitaplar da pınarlar gibidir» – Bøker er som kilder (kildevann). Teksten sammenligner dem, altså er de ikke noe annet. |
| 9 | Bøker er som kildevann. De gir oss stillhet i livets støy. | Sant | «Kitaplar da pınarlar gibidir. Yaşamın gümbürtüsü içinde bize sessizliği sağlarlar.» – Bøker er som kilder. De gir oss stillhet i livets bråk. |
| 10 | Reising og lesing er to store faktorer som kan påvirke og endre ens liv. | Sant | «Hayatımı bütünüyle etkileyen ve değiştiren … Birincisi, yolculuk etmekti; ikincisi, okumak oldu.» – Den første store kraften var å reise, den andre var å lese. |
| # | Påstand | Svar | Forklaring |
|---|---|---|---|
| 1 | Den beste gaven Sezen Aksu husker hun fikk under høytidsfeiringene, var duftende parfymer som hun fikk av farmor. | Usant | Sezen Aksu fikk «misler gibi kokan mendilleri» – deilig duftende lommetørklær (mendil), ikke parfymer. |
| 2 | Det Hande Yener husker fra høytidsfeiringene, er cowboystøvlene som faren ga henne. | Sant | «Aklımda kalan tek şey kovboy çizmelerimdir … babamın getirdiği kovboy çizmeleri» – Det eneste hun husker er cowboystøvlene faren brakte. |
| 3 | En av sangerne i teksten forteller at hun fikk røde sko i gave da hun var åtte år. | Usant | Gülben Ergen sier «altı yaşındayken» – da hun var seks år, ikke åtte. |
| 4 | En av personene i teksten fikk vanligvis ikke lov til å leke på gaten utenfor huset. | Sant | Nilüfer sier «annem beni oynamak için pek sokağa bırakmazdı» – moren lot henne vanligvis ikke gå ut for å leke. |
| 5 | Hülya Avsar likte å sminke seg i sin ungdomstid. | Sant | «O yaşta makyaja çok meraklıydım» – I den alderen var hun veldig interessert i sminke. |
| 6 | Nazan Öncel likte å spise de tyrkiske søtsakene til mor under høytidsfeiringene på bondegården til mormor. | Usant | «Anneannemin yaptığı baklavaları» – Det var mormoren (anneanne) som laget baklavasene, ikke moren. |
| 7 | De fleste i teksten gir uttrykk for at feiring av høytider ble opplevd som mer spennende før. | Sant | Flere uttrykker nostalgi: «O bayramlar başkaydı» (de høytidene var annerledes), «bir daha hiçbir bayram öyle güzel gelmedi» (ingen høytid føltes like fin etterpå). |
Birkaç yıldır Türkçe öğreniyorum ve çok güzel bir deneyim oldu. Gelecek yıl İspanyolca öğrenmek istiyorum. İspanyolca dünyada en çok konuşulan dillerden biri ve bu dili bilmek bana birçok kapı açacak.
İspanyolca öğrenmek istememin en büyük nedeni İspanya'ya ve Latin Amerika'ya seyahat etmek istememdir. Ayrıca İspanyol müziğini ve filmlerini çok seviyorum. Bu dili okulda bir kurs alarak ve dil öğrenme uygulamaları kullanarak öğrenmek istiyorum. Boş zamanlarımda İspanyolca şarkılar dinleyeceğim ve İspanyolca diziler izleyeceğim.
Odama yeni bir poster almak için uzun süre düşündüm. İki seçenek vardı: biri siyah-beyaz bir şehir manzarası, diğeri ise rengarenk bir doğa resmi. Ben renkli doğa resmini seçtim.
Bu posteri seçmemin birçok nedeni var. Öncelikle, resimde ayçiçekleri, yeşil tepeler ve mor dağlar var. Bu renkler bana huzur veriyor ve odamı daha canlı gösteriyor. Doğayı çok seviyorum ve bu poster bana her baktığımda güzel bir yerde tatil yapıyormuşum gibi hissettiriyor. Ayrıca renkli bir poster odamın duvarlarına çok yakışıyor.
Siyah-beyaz şehir posterini seçmedim çünkü çok karanlık ve soğuk görünüyordu. Gökdelenler etkileyici olsa da bana stresli bir hayatı hatırlatıyor. Ben odamda rahatlamak istiyorum, bu yüzden doğa resmini tercih ettim. Ayrıca zaten şehirde yaşıyorum, odamda da şehir görmek istemiyorum.
Bu yıl on sekiz yaşıma giriyorum ve bu benim için çok önemli bir dönüm noktası. Artık resmen yetişkin olacağım ve hayatımda birçok yeni fırsat açılacak.
On sekiz yaşında olmak birçok yeni imkân demek. Öncelikle ehliyet alabilir ve kendi başıma araba kullanabilirim. Ayrıca oy kullanma hakkım olacak ve ülkemin geleceği hakkında söz sahibi olacağım. Kendi kararlarımı kendim verebilir ve istediğim üniversiteye başvurabilirim. Bu özgürlükler beni çok heyecanlandırıyor.
Ama çocuk olmanın da güzel yanları vardı. Hiçbir sorumluluğum yoktu. Okul dışında sadece oynardım. Ailem her şeyi benim için hallederdi. Arkadaşlarımla sokakta oyun oynamak, tatillerde büyükanneme gitmek ve hiçbir şey düşünmeden yaşamak çok güzeldi. O günleri bazen özlüyorum.
Yetişkin olmanın en zor tarafı sorumluluk olacak diye düşünüyorum. Para kazanmak, faturalar ödemek ve kendi hayatımı yönetmek kolay olmayacak. Ayrıca yanlış kararlar verme korkusu da var. Ama kendime güveniyorum ve ailem her zaman yanımda olacak. Bu yeni dönem için hem heyecanlı hem de biraz endişeliyim.