Eksamen: FSP6359 / PSP5928 | Semester: Vår 2024 | Varighet: 4 timer
Vekting: Lesing ca. 35 % | Skriving ca. 65 %
| Nr. | Setning (situasjon) | Riktig uttrykk | Forklaring |
|---|---|---|---|
| 1 | Misafirimizi uğurlarken ... deriz. (Når vi tar farvel med gjesten vår) | güle güle | «Güle güle» = ha det / farvel – brukes når man sier farvel til noen som drar. |
| 2 | Konuşmasını beğendiğimiz birine ... deriz. (Til noen som holdt en tale vi likte) | söylediklerini beğendim | «Söylediklerini beğendim» = jeg likte det du sa – brukes for å rose en tale/ytring. |
| 3 | Eğer beğendiğimiz şey el emeği ile yapılmışsa ... deriz. (Hvis det vi liker er laget for hånd) | eline sağlık | «Eline sağlık» = helse til hendene dine – brukes for å rose noe håndlaget (mat, håndarbeid). |
| 4 | Birini teselli etmek için ... deriz. (For å trøste noen) | boş ver, üzülme | «Boş ver, üzülme» = slapp av, ikke vær lei deg – brukes for å trøste/berolige. |
| 5 | Bir şeye çok şaşırdığımızda ... deriz. (Når vi er veldig overrasket) | vay canına! | «Vay canına!» = herregud! / oj! – uttrykk for overraskelse eller forbauselse. |
| 6 | Uyumaya giderken ... deriz. (Når vi skal legge oss) | iyi geceler | «İyi geceler» = god natt – brukes når man skal sove. |
| 7 | Yakını ölen birine ... deriz. (Til noen som har mistet en nærstående) | başınız sağ olsun | «Başınız sağ olsun» = måtte dere ha helse – tyrkisk kondolanse ved dødsfall. |
| Nr. | Setning | Riktig ord | Forklaring |
|---|---|---|---|
| 1 | Arkadaşım konuşurken ___ kesmem. | sözünü | «Sözünü kesmek» = avbryte noen. «Sözünü kesmem» = jeg avbryter ikke (ordene til vennen min). |
| 2 | Bayramlarda büyüklerimin ___ öperim. | ellerinden | I tyrkisk kultur kysser man de eldres hender under høytidene. «Ellerinden öpmek» = kysse (fra) hendene. |
| 3 | Hasta olan arkadaşıma ___ derim. | geçmiş olsun | «Geçmiş olsun» = god bedring – sies til noen som er syk. |
| 4 | Öğretmenim sınıfa ___ ayağa kalkarım. | girerken | «Girerken» = når (læreren) kommer inn. Man reiser seg når læreren kommer inn i klasserommet. |
| 5 | Tuvaletten çıkınca ___ yıkarım. | ellerimi | «Ellerimi yıkamak» = vaske hendene mine. Etter toalettbesøk vasker man hendene. |
| 6 | Haftada bir kez ___ keserim. | tırnaklarımı | «Tırnaklarımı kesmek» = klippe neglene mine. En gang i uken klipper man neglene. |
| 7 | Konuşan arkadaşımı ___ dinlerim. | dikkatle | «Dikkatle dinlemek» = lytte oppmerksomt/nøye. Man lytter oppmerksomt til vennen som snakker. |
| 8 | Bayramdan bir gün önceki güne ___ denir. | arife | «Arife» = helligdagsaften. Dagen før en høytid kalles «arife» på tyrkisk. |
| 9 | Karşılaştığım insanlara ___. | selam veririm | «Selam vermek» = hilse. Man hilser på folk man møter. |
| 10 | Ev işlerinde anneme ve babama ___ ederim. | yardım | «Yardım etmek» = hjelpe. Man hjelper foreldrene med husarbeid. |
| Påstand | Svar | Forklaring |
|---|---|---|
| 1. Læreren tar med seg bøkene til klasserommet i poser. | Usant | Teksten sier «çantalar dolusu kitaplar» og «kitap dolu çantalarla» – læreren bruker bager/vesker (çanta), ikke poser. |
| 2. Jeg-personen forteller det som skjedde i 2. klasse. | Sant | Teksten sier «İlkokul ikinci sınıftayken» = da jeg gikk i 2. klasse på barneskolen. |
| 3. Jeg-personen fikk gode lesevaner bare ved egeninnsats. | Usant | Teksten sier «Kitaplara olan merakımı ilkokul öğretmenime borçluyum» = jeg skylder min interesse for bøker til barneskolelæreren min. Det var altså læreren som var avgjørende. |
| 4. Jeg-personen anbefaler å lese en bok hver måned. | Står ikke i teksten | Teksten nevner ikke noe om å lese en bok i måneden. Den snakker generelt om å åpne livets dører for bøker. |
| 5. Læreren tar med bøker til klasserommet en gang i måneden. | Usant | Teksten sier «haftada bir gün» = en dag i uken, ikke en gang i måneden. |
| 6. Vi kan ikke ha et godt forhold til bøker uten å berøre dem og føle deres lukt. | Sant | Teksten sier «Kitaplara dokunmadan, onların kokularını duymadan kitaplarla iyi bir bağ kurulmuyor» = uten å berøre bøker og kjenne lukten deres, dannes det ikke et godt bånd. |
| Påstand | Svar | Forklaring |
|---|---|---|
| 1. Görkem kjedet seg veldig da moren dro til matbutikken. | Sant | Teksten sier «Annesi alışveriş yapmak için markete gitti. Görkem'in canı sıkılıyordu» = moren dro til butikken for å handle. Görkem kjedet seg. |
| 2. Görkem sykler fort, faller og skader foten og armen. | Står ikke i teksten | Teksten forteller at sykkelen ble raskere og raskere nedover bakken, men nevner ikke noe fall eller skade. Historien slutter med at sykkelen «fløy». |
| 3. Foreldrene tillater ikke Görkem å sykle uten hjelm. | Sant | Faren sa «Kask olmadan bisiklete binemezsin» = du kan ikke sykle uten hjelm. Moren var enig: «Annesi de babası gibi düşünüyordu.» |
| 4. Det var en uke til siste skoledag. | Usant | Teksten sier «Okulun son günüydü» = det VAR siste skoledag, ikke en uke til siste skoledag. |
Oğlunun mesajı:
Anne, inanılmaz bir haberim var! Okulda yapılan yazma yarışmasında birinci oldum! Öğretmen benim yazımın en iyi olduğunu söyledi. Ödül olarak İstanbul'a bir gezi kazandım! Çok mutluyum, inanamıyorum!
Annenin cevabı:
Ne?! Gerçekten mi?! Seninle çok gurur duyuyorum! Ne harika bir haber! Gezi ne zaman? Babana hemen söylemeliyiz! Tebrikler canım oğlum!
En iyi arkadaşım Ahmet okulda çok zorlanıyor. Matematik ve Türkçe derslerinde büyük sorunları var. Notları gittikçe düşüyor ve sınıfta kalacağından çok korkuyor. Derslere odaklanamıyor ve ödevlerini zamanında yapamıyor.
Ahmet bu sorunları kendi başına çözmeye çalıştı. Evde daha fazla çalışmaya başladı ve matematik öğretmeninden yardım istedi. Ödevlerini daha dikkatli yapmaya gayret etti ama yine de notlarını yükseltemedi.
Ben Ahmet'e yardım etmek istiyorum. Okuldan sonra haftada iki kez birlikte ders çalışabiliriz. Matematik konusunda iyiyim ve ona konuları açıklayabilirim. Ayrıca birlikte kütüphaneye gidip sessiz bir ortamda çalışabiliriz. Birlikte başaracağımızdan eminim!
Maria'nın yazısı:
Öğretmenimiz bir hafta boyunca telefon kullanmayacağımızı söylediğinde çok endişelendim. Telefonum arkadaşlarımla ve dünyayla bağlantım! İlk gün kendimi tamamen kaybolmuş hissettim. Teneffüslerde ne yapacağımı bilemedim.
Ama şimdi, üçüncü günde, bu deneyimden hoşlanmaya başlıyorum. Sınıf arkadaşlarımla yüz yüze daha çok konuşuyorum. Dün öğle yemeğinde Zeynep ve Emre ile kart oynadık – çok eğlenceliydi! Ayrıca çantamda unutulmuş bir kitap okumaya başladım. Hafta bitince de okumaya devam edeceğim.
Leo'nun yazısı:
Bu telefonsuz hafta çok korkunç! Kendimi tamamen yalnız hissediyorum. Sevdiğim YouTuberların videolarını izleyemiyorum, oyunlarımı oynayamıyorum ve başka okullardaki arkadaşlarımla konuşamıyorum.
Teneffüslerde ne yapacağımı bilmiyorum. Bankta oturup boşluğa bakıyorum. Arkadaşlarım teknolojiden uzak durmanın iyi olduğunu söylüyor ama ben katılmıyorum. Telefon hayatımın bir parçası ve her şey için ona ihtiyacım var: müzik dinlemek, saate bakmak ve insanlarla iletişim kurmak için. Bu haftanın bitmesini sabırsızlıkla bekliyorum!