Eksamen: PSP5932 | Semester: Vår 2024 | Varighet: 5 timer
Vekting: Lesing ca. 25 % | Skriving ca. 75 %
Tema: Økonomi, miljø og historiefortelling
| Tekst | Tittel | Forklaring |
|---|---|---|
| A | 4 – Yaptığımız seçimler borçlanmamıza yol açıyor (Valgene vi tar fører til gjeld) | Teksten handler om at folk kjøper ting de ikke trenger og tar opp lån uten å tenke seg om – det er valgene våre som skaper gjelden. |
| B | 5 – Alışveriş isteğimizi frenleyemiyorsak (Hvis vi ikke kan bremse shoppinglysten) | Teksten gir råd om å kontrollere impulshandling – for eksempel å vente 24 timer før du kjøper noe, og å unngå fristelser som kjøpesentre. |
| C | 3 – Kredi kartı borçlarını sırasıyla kapatalım (La oss betale ned kredittkortgjelden systematisk) | Teksten forklarer en strategi for å betale ned kredittkortgjeld – begynn med kortet med lavest saldo og jobb deg oppover. |
| D | 1 – Fazlalıkları satıp para elde edelim (La oss selge overflødig og tjene penger) | Teksten handler om å selge ting du ikke lenger bruker – klær, møbler, elektronikk – på nettbaserte markedsplasser for å skaffe ekstra inntekt. |
| E | 2 – Bilinçli para harcamayı ailede konuşalım (La oss snakke om bevisst pengebruk i familien) | Teksten handler om å lære barn om økonomi tidlig, og at foreldre bør snakke åpent med familien om pengebruk og budsjett. |
Para Harcama Alışkanlıklarım
Ben paramı genellikle bilinçli bir şekilde harcamaya çalışırım. Her ay belirli bir bütçe hazırlıyorum ve bu bütçeye uymaya gayret ediyorum. Paramın büyük bir kısmını okul malzemelerine, kitaplara ve ulaşıma harcıyorum. Bunların dışında arkadaşlarımla dışarı çıktığımızda kafe ve sinema gibi sosyal etkinliklere de para ayırıyorum.
Tasarruf konusunda birkaç stratejim var. Her ay harçlığımın yüzde yirmisini biriktirmeye çalışıyorum. Bir şey satın almadan önce gerçekten ihtiyacım olup olmadığını düşünürüm. İndirim dönemlerini takip ederim ve gereksiz alışverişten kaçınırım. Ayrıca ikinci el eşya almayı da tercih ederim çünkü hem daha ucuz hem de çevreye daha duyarlı bir seçenek.
Gelecekte üniversite için para biriktirmek istiyorum. Bu yüzden şimdiden tasarruf alışkanlığı kazanmak benim için çok önemli. Küçük adımlarla büyük hedeflere ulaşabileceğime inanıyorum.
| Påstand | Svar | Forklaring |
|---|---|---|
| 1. Brevskriveren er 50 år gammel, men ser ut som han er 85. | Riktig | Teksten sier direkte at han er 50 år, men ser ut som 85 på grunn av de vanskelige levevilkårene uten tilstrekkelig vann. |
| 2. Det regner sjelden. | Riktig | Teksten beskriver at nedbør er ekstremt sjelden, og at regn er blitt en svært uvanlig hendelse i denne fremtiden. |
| 3. De avsaltede vannmengdene er nok til alle. | Galt | Teksten sier at avsaltingsanleggene ikke produserer nok vann til å dekke behovet – det er mangel, ikke overflod. |
| 4. Utseendet til menneskene har forandret seg. | Riktig | Teksten beskriver at folk ser mye eldre ut enn de er, og at dehydrering og dårlige levekår har endret menneskers utseende dramatisk. |
| 5. Brevskriveren anbefaler at man planter mange trær. | Galt | Brevskriveren uttrykker anger over at de ikke tok bedre vare på miljøet, men anbefaler først og fremst å spare vann og ta vare på vannressursene – ikke spesifikt å plante trær. |
Aşırı Hava Olayları: Bir Gazete Haberi
Geçen hafta ülkemizin güney bölgelerinde şiddetli bir sel felaketi yaşandı. Günlerce süren yoğun yağışlar nedeniyle nehirler taştı ve birçok yerleşim yeri sular altında kaldı. Yüzlerce ev hasar gördü ve binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Bu felaket, toplum üzerinde derin izler bıraktı. Tarım alanları tamamen sular altında kalınca çiftçiler büyük maddi kayıp yaşadı. Okullar günlerce kapalı kaldı ve ulaşım durma noktasına geldi. Yardım kuruluşları bölgeye acil yardım gönderirken, birçok gönüllü de yardım çalışmalarına katıldı.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu tür felaketleri daha sık hale getirdiğini vurguluyor. Önlem olarak sel bariyerlerinin güçlendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve şehir planlamasında doğal afet risklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtiyorlar. Doğayı korumak hepimizin sorumluluğudur.
Dünyamızı Kim Kurtaracak?
Robert Swan'ın bu sözü, günümüzün en önemli gerçeklerinden birini ortaya koyuyor: çevre sorunlarını başkalarının çözmesini beklemek, aslında hiçbir şey yapmamakla aynı şey. Pek çok insan, iklim değişikliği ve çevre kirliliğinin hükümetler veya büyük şirketler tarafından çözüleceğini düşünüyor. Ancak bu düşünce, eylemsizliğe yol açıyor.
Ben bu konuda herkesin sorumluluk alması gerektiğine inanıyorum. Bireysel olarak yapabileceğimiz çok şey var: geri dönüşüm yapmak, plastik kullanımını azaltmak, toplu taşıma kullanmak ve enerji tasarrufu yapmak gibi küçük adımlar bile büyük fark yaratabilir.
Kendi hayatımda çevreye duyarlı olmaya çalışıyorum. Alışverişe bez çantayla gidiyorum, gereksiz elektrik harcamaktan kaçınıyorum ve okulumuzda çevre kulübüne üyeyim. Gezegenimizi korumak bireysel bir sorumluluktur ve herkes kendi payına düşeni yapmalıdır. Değişim, bizimle başlar.
| Påstand | Svar | Forklaring |
|---|---|---|
| 1. Moren til bjørnungen var død. | Står ikke i teksten | Teksten sier at bonden fant en bjørnunge som han trodde hadde mistet moren sin («annesini kaybettiğini düşündüğü»). Det bekreftes aldri at moren faktisk var død. |
| 2. Bonden matet bjørnungen fordi den var sulten, sliten og svak. | Riktig | Teksten sier direkte: «Aç, yorgun ve bitkin olan ayıyı alıp evine getirir, onu güzelce besler ve doyurur» – bjørnungen var sulten (aç), sliten (yorgun) og svak/utmattet (bitkin). |
| 3. Bonden tok med bjørnungen til byen for å gi den bort. | Galt | Teksten sier at bonden tok bjørnen til markedet for å selge den («satmak için şehirdeki pazara götürür»), ikke for å gi den bort. |
| 4. Bjørnen ble lenket i foten. | Står ikke i teksten | Teksten sier at bonden lenket bjørnen («onu zincirler»), men spesifiserer ikke at det var i foten. Detaljene om hvor lenkene ble festet nevnes ikke. |
| 5. Mannen spør om bjørnen kan leke. | Galt | Mannen spør «Oynar mı bu ayı?» – i denne konteksten betyr «oynamak» å danse/opptre (som en sirkusbjørn), ikke å leke. Spørsmålet handler om bjørnen kan opptre/danse, ikke om den kan leke. |
| 6. Bonden sa at bjørnen hans kunne danse, men mannen måtte gi bjørnen mat først. | Riktig | Bonden svarer: «Oynamasına oynar da, önce ayının karnını doyurmanız gerek, aç ayı oynamaz!» – den kan nok danse, men først må dere gi bjørnen mat, en sulten bjørn danser ikke! |
Hikâyelerin Gücü
Çocukluğumda dedem bana sık sık hikâyeler anlatırdı. En çok hatırladığım hikâye, onun gençliğinde yaşadığı bir olayı anlatıyordu. Dedem, on sekiz yaşındayken köyünden ayrılıp şehre taşınmış ve orada hiç kimseyi tanımadan yeni bir hayat kurmaya çalışmıştı. İlk günlerde çok zorlanmış, parasız ve yalnız kalmıştı. Ancak bir gün küçük bir fırında çalışmaya başlamış ve zamanla fırıncıbaşının kızıyla evlenmiş. Bu hikâyeyi özellikle hatırlıyorum çünkü dedem anlatırken gözleri parlardı ve ben onun cesaret ve kararlılığına hayran kalırdım. Bu hikâye bana hayatta hiçbir şeyin kolay olmadığını ama asla pes etmemem gerektiğini öğretti.
Kişisel hikâyelerin gelecek nesillere aktarılması son derece önemlidir. Bu hikâyeler, ailelerin tarihini ve kültürünü yaşatır. Kitaplarda bulamayacağımız duyguları ve deneyimleri taşırlar. Ayrıca gençlere kim olduklarını ve nereden geldiklerini anlamalarında yardımcı olurlar. Hikâyeler olmadan köklerimizi kaybederiz ve geçmişten ders alma fırsatını yitiririz.
Ben geçmişi büyük ölçüde aile büyüklerimin anlattığı hikâyeler sayesinde tanıdım. Annemin çocukluk anıları, babamın askerlik hatıraları ve büyükannemin savaş yıllarını anlattığı hikâyeler, benim için tarih kitaplarından çok daha etkileyici oldu. Bu hikâyeler sayesinde, geçmişin sadece tarihler ve olaylardan ibaret olmadığını, gerçek insanların gerçek duygularıyla dolu olduğunu anladım. Edvard Munch'un tablosundaki gibi, bir büyüğün bir çocuğa hikâye anlatması, insanlığın en güzel ve en anlamlı geleneğidir.