Eksamen: PSP5932 Tyrkisk nivå III | Semester: Vår 2026 | Varighet: 5 timer
Vekting: Lesing ca. 25 % | Skriving ca. 75 %
| # | Riktig ord | Setning / forklaring |
|---|---|---|
| 1 | tavsiyem | «en iyi tavsiyem…» – mitt beste råd. |
| 2 | bırakmaktır | «ilişkiyi zamana bırakmaktır» – å overlate forholdet til tiden. |
| 3 | kararlar | «büyük kararlar vermeyin» – ikke ta store avgjørelser. |
| 4 | normaldir | «zaman alması tamamen normaldir» – det er helt normalt at det tar tid. |
| 5 | Duygularınız | «Duygularınız hakkında…» – om følelsene dine. |
| 6 | biriyle | «güvendiğiniz biriyle konuşun» – snakk med noen du stoler på. |
| 7 | hissetmekten | «kendi içinizde hissetmekten korkmayın» – ikke vær redd for å føle inni deg. |
| 8 | karıştırıcı | «Duygular kafa karıştırıcı olabilir» – følelser kan være forvirrende. |
| 9 | genellikle | «ancak genellikle…» – men som regel. |
| 10 | ayırırsanız | «biraz zaman ayırırsanız çözülürler» – hvis du setter av litt tid, løser de seg. |
| Påstand | Svar | Forklaring (sitat) |
|---|---|---|
| Forelskelse er ofte ganske impulsivt. | Stemmer | «…aşk genellikle oldukça dürtüseldir» (forelskelse er som regel ganske impulsiv). |
| Kjærligheten gjør at man tar raske avgjørelser og kanskje sier eller gjør ting man ikke ville sagt eller gjort hvis man tenkte seg om. | Stemmer ikke | Det er aşk (forelskelse), ikke sevgi (kjærlighet), som gir raske avgjørelser: «Hızlı kararlar verirsiniz…» står om aşk. Påstanden tillegger dette kjærligheten. |
| Noen tegn på at det bare er forelskelse, kan være at du overtenker alt, at du føler deg usikker hvis du ikke får svar med en gang, og at du nesten blir litt besatt. | Stemmer | «…her şeyi fazla düşünmeniz, hemen bir yanıt alamazsanız kendinizi güvensiz hissetmeniz ve neredeyse biraz takıntılı hale gelmenizdir.» |
| Hvis det er forelskelse, tåler du en krangel eller en dårlig dag uten å få panikk, og du vil fortsatt være sammen med personen selv når ting er kjedelige. | Stemmer ikke | Dette beskriver sevgi (kjærlighet): «Eğer sevgiyse, bir tartışmayı veya kötü bir günü paniklemeden atlatabilirsiniz…» Påstanden sier feilaktig «forelskelse». |
«Aşk kör eder» atasözü, birine âşık olduğumuzda onun kusurlarını görememizi anlatır. Sevgi o kadar güçlü olabilir ki, mantığımızın önüne geçer ve gerçekleri fark etmemizi zorlaştırır. Bu yüzden bazen sevdiğimiz kişinin hatalarını görmezden geliriz.
Buna birçok örnek verilebilir. Örneğin, bir kişi sevgilisinin kendisine kötü davrandığını göremeyebilir, çünkü ona duyduğu sevgi çok büyüktür. Ya da anne babalar, çocuklarını çok sevdikleri için onların yanlışlarını fark etmeyebilirler. Bazen arkadaşlarımız bize bir kişinin bize uygun olmadığını söyler, ama biz âşık olduğumuz için onları dinlemeyiz.
Bence bu atasözü, sevginin bazen mantığımızı gölgede bırakabileceğini hatırlatır. Bu yüzden kalbimizi dinlerken aklımızı da kullanmalıyız.
| Påstand | Svar | Forklaring (sitat) |
|---|---|---|
| Det er riktig at de beste skolene er de som tar imot elevene med høyest poengsum, og at det beste yrket er det som betaler mest. | Stemmer ikke | Dette presenteres nettopp som en utbredt feiloppfatning: «…en iyi mesleğin de en çok para kazandıran olduğunu sanmak gibi!» (blant de «doğru bildiğimiz pek çok yanlış»). |
| Artikkelforfatteren er enig i at elever bør kanaliseres inn i akademisk høyere utdanning framfor andre utdanninger. | Stemmer ikke | Forfatteren kritiserer nettopp dette: «…mesleki lise eğitimi gibi yolları önemsizleştiren…» – han er imot å nedvurdere yrkesfag. |
| Det som er riktig valg av skole og utdanning for andre, trenger ikke være riktig valg for deg. | Stemmer | «…önemli olan, başkaları için en doğru okul ve meslek değil, sizin için en doğru olandır.» |
| Det er viktig at skolen verdsetter matematikk og naturfag høyere enn kunst og idrett. | Stemmer ikke | Forfatteren spør retorisk: «Sanat ve spora da en az, matematik ve fen kadar değer veriyor mu?» – kunst og idrett bør verdsettes minst like høyt. |
| # | Riktig ord | Setning / forklaring |
|---|---|---|
| 1 | acıdır | «Eğitimin kökleri acıdır…» – utdanningens røtter er bitre. |
| 2 | tatlıdır | «…meyveleri tatlıdır» – …men fruktene er søte. (Aristoteles) |
| 3 | bilgilenmek | «asıl büyük amacı bilgilenmek değil…» – hovedmålet er ikke bare å bli informert. |
| 4 | bilgiyi | «…bilgiyi kullanmak ve geliştirmektir» – …men å bruke og utvikle kunnskapen. |
| 5 | doğmaz | «İnsan eğitimle doğmaz…» – mennesket fødes ikke med utdanning. |
| 6 | yaşar | «…ama eğitimle yaşar» – …men lever med utdanning. |
| 7 | sınıfta | «Öğretim sınıfta biter…» – undervisningen slutter i klasserommet. |
| 8 | hayatla | «…eğitim ancak hayatla beraber sona erer» – …men danningen slutter først med livet. |
| 9 | yoktur | «yapamayacağı hiçbir şey yoktur» – det finnes ingenting utdanning ikke kan gjøre. |
| 10 | dışında | «etki alanının dışında kalamaz» – ingenting kan bli stående utenfor dens virkefelt. |
| 11 | iyiye | «Kötü ahlâkları iyiye çevirebilir» – kan gjøre dårlig moral til god. |
| 12 | yıkar | «kötü ilkeleri yıkar» – river ned dårlige prinsipper. |
| 13 | melekler | «insanları melekler seviyesine çıkarabilir» – kan løfte mennesker til englenes nivå. |
| 14 | milleti | «Eğitimdir ki bir milleti…» – det er utdanning som gjør en nasjon fri… (Atatürk) |
| 15 | terk | «…esaret ve sefalete terk eder» – …eller overlater den til slaveri og elendighet. |
Merhaba sevgili vg1 öğrencileri,
Ben son sınıf öğrencisiyim ve fag seçimiyle ilgili deneyimlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Vg1'de fen bilimlerine ilgim olduğu için Matematik R, Fizik ve Kimya seçtim. İleride mühendislik okumak istiyordum. Matematik bazen zordu, ama çok şey öğrendim.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, seçimlerimden genel olarak memnunum. Yine de bir dil dersi de seçmek isterdim, çünkü diller hem eğlenceli hem de gelecekte faydalı. Bu yüzden her şeyi aynı şekilde seçmezdim.
Size tavsiyem şudur: sadece kolay göründüğü için değil, gerçekten ilgi duyduğunuz dersleri seçin. Geleceğe yönelik hedeflerinizi düşünün, ama sizi mutlu eden şeyleri de unutmayın. Başkalarının baskısıyla değil, kendi isteğinizle karar verin. Başarılar dilerim!
Değerli arkadaşlar,
Bugün okullarda not kullanımı hakkındaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Bence notlar bir yandan faydalı, bir yandan da sorunludur. Notlar öğrencilere kendilerini nerede geliştirmeleri gerektiğini gösterir ve onları çalışmaya teşvik edebilir. Ayrıca üniversiteye başvururken adil bir ölçü sağlar.
Ancak notların olumsuz yanları da vardır. Bazı öğrenciler sadece iyi not almak için çalışır, gerçekten öğrenmek için değil. Notlar ayrıca büyük bir stres kaynağı olabilir ve öğrencilerin öz güvenini zedeleyebilir.
Bence en iyi çözüm, notları tamamen kaldırmak değil, onları geri bildirimle birlikte kullanmaktır. Öğretmenler sadece bir sayı vermek yerine, öğrencinin nasıl gelişebileceğini de açıklamalıdır. Böylece öğrenme daha anlamlı hâle gelir. Teşekkür ederim.
| Påstand | Svar | Forklaring (sitat) |
|---|---|---|
| Visuell kunst kan skape en kraftig bevissthet om menneskers tankeprosesser ved å ha en begrenset emosjonell og mental innvirkning. | Usant | Teksten sier tvert imot at kunsten har dyp/stor virkning: «…derin etkileri olan güçlü bir iletişim aracıdır», «büyük bir etki». Ikke «begrenset». |
| Den emosjonelle effekten av visuell kunst ligger i dens evne til å utløse følelser hos mennesker. | Sant | «Görsel sanatların duygusal yöndeki etkisi, insanların içsel hislerini tetikleme yeteneğiyle ortaya çıkar.» |
| Et maleri eller en skulptur kan formidle komplekse budskaper eller tilby et nytt perspektiv på ting gjennom symbolikk og metaforer. | Sant | «Bir resim veya heykel, karmaşık mesajları anlatmak veya … yeni bir bakış açısı sunmak için sembolizm ve metaforları kullanabilir.» |
| Visuell kunst bygger dessverre ikke opp under folks evne til å se ting fra ulike perspektiver. | Usant | «…çeşitli perspektiflerden bakabilme yeteneğini destekler» – kunsten støtter nettopp denne evnen. |
Ateşin tam ortasında duruyorum ve alevlerin yükselişini izliyorum. Gökyüzü koyu mavi, neredeyse mor bir renge bürünmüş. Yaz gecesi olmasına rağmen hava serin ve etrafımda çimenlerin ve dumanın kokusu var. Uzakta, fiyortun sakin suları alevlerin ışığını yansıtıyor. İnsanların gülüşlerini, şarkı seslerini ve ateşin çatırtısını duyuyorum. Çocuklar ateşin etrafında koşuyor, gençler el ele tutuşup dans ediyor. Ama ben tam ortada, tek başıma duruyorum.
Neden yalnız olduğumu düşünüyorum. Belki bu bir seçim. Bazen kalabalığın içinde bile kendimle baş başa kalmak, düşüncelerimi toplamak isterim. Bu gece de öyle. Herkes eğlenirken ben aleve bakıp hayatım hakkında düşünüyorum. Yalnızlık her zaman kötü bir şey değil; bazen insana huzur verir.
Alevlere baktıkça çocukluğumdaki bir anı zihnimde canlanıyor. Küçükken, her yaz büyükannemin köyünde jonsok ateşi yakardık. Büyükannem bana eski masallar anlatır, ateşin kıvılcımlarının yıldızlara doğru uçtuğunu söylerdi. O zamanlar dünya bana çok büyük ve gizemli görünürdü. Şimdi büyüdüm, ama ateşin karşısında hâlâ aynı çocuk gibi hissediyorum.
Ateş yavaş yavaş sönerken içimde hem bir hüzün hem de bir mutluluk var. Bu gece bana geçmişi hatırlattı ve geleceğe dair umut verdi. Belki de bu yüzden burada, tam ortada, alevlerle baş başa kalmayı seçtim. Yaz gecesinin sessizliğinde kendimi hiç bu kadar canlı hissetmemiştim.
Om oppgaveteksten: Oppgaveteksten i dette løsningsforslaget er gjengitt fra Utdanningsdirektoratets (UDIR) eksamen i Tyrkisk Nivå III (våren 2026). Vi gjengir oppgaveteksten bevisst, slik at du kan følge løsningen uten å veksle mellom dokumenter. Eksamensoppgaver fra offentlige myndigheter er uten opphavsrettsvern etter åndsverkloven § 14 og kan gjengis fritt. Selve løsningsforslaget, forklaringene og figurene er utarbeidet av Eksamenssett.no. Opphavsrettsbeskyttede bilder og illustrasjoner fra originaleksamen er fjernet.